Türk hukuk sisteminde “evli bir kadının başka bir erkekle konuşması” veya mesajlaşması eylemleri doğrudan zina (TMK m. 161) kapsamında değerlendirilemez.
Zina, özel bir boşanma sebebi olup ispatı için cinsel birlikteliğin varlığı veya buna dair çok güçlü karineler aranmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin güncel içtihatları, eşlerin “güven sarsıcı davranışlar” sergilemesini zina olarak değil, evlilik birliğinin temelden sarsılması (TMK m. 166) çerçevesinde ele almaktadır.
Bu bağlamda duygusal sadakatsizlik veya uygunsuz mesajlaşmalar sadakat yükümlülüğünün ihlali sayılsa da, cinsel birliktelik kanıtlanmadığı sürece davanın TMK m. 161 yerine TMK m. 166 uyarınca açılması hukuki bir zorunluluktur. Ayrıca “haysiyetsiz yaşam sürme” kavramı kanunda spesifik ve süreklilik arz eden yüz kızartıcı yaşam biçimlerini ifade ettiğinden münferit konuşma veya mesajlaşmalar için bu terimin kullanılması hukuken hatalıdır.
Evlilik kurumu, Türk hukuk sisteminde eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğüne dayanan kutsal bir birliktelik olarak tanımlanır. Bir eşin evlilik dışı kişilerle kurduğu iletişim, özellikle evli bir kadının başka erkekle konuşması gibi davranışlar bu temeli sarsma potansiyeli taşır ve ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
Görünüşte basit bir iletişim eyleminin aslında karmaşık hukuki çerçeveleri ve mali sonuçları bulunmaktadır. Bu durum sadakatsizlik eyleminin zina ile sınırlanmadığını ve modern iletişim araçlarının getirdiği yeni yasal problemleri de kapsadığını göstemektedir.
Evli Kadının Başka Erkekle Konuşması Zina Mıdır?
Hayır, evli bir kadının başka erkekle konuşması zina olarak kabul edilmez.
Boşanma davasında zina ispatı için cinsel birlikteliğin fiilen gerçekleştiğini gösteren “kuvvetli emareler” yeterli olup bu emareler tarafların aynı otel odasında konaklaması, birlikte tatile çıkması veya uygunsuz bir şekilde aynı konutu paylaşması gibi durumları içerebilir.
Konuşma eyleminin zina kapsamında olmadığının anlaşılması çoğu boşanma davasında davacı tarafların farklı hukuki yollara yönelmesini gerekli kılmaktadır. Konuşmak tek başına fiziksel temas içermediği için zina ispatı için gerekli olan cinsel birliktelik kanıtı sunamaz. Ancak bu davranış evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açan sadakatsizlik olarak değerlendirilir ve Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesindeki genel boşanma sebebine dayanak teşkil edebilir.
“Zina Nedeniyle Boşanma Davası” hakkında detaylı bilgiye mi ulaşmak istiyorsunuz? Hemen tıklayın: https://armagand.av.tr/zina-nedeniyle-bosanma-davasi/
Eşim Başkalarıyla Telefonda Mesajlaşıyor Aldatma Sayılır Mı?
Hayır, eşin başkalarıyla mesajlaşması başlık başına aldatma (zina) olarak kabul edilmez.
Yargıtay’ın kararlarına göre evli bir kadının başka erkekle uygunsuz saatlerde mesajlaşması veya cinsel içerikli konuşmalar yapması cinsel sadakat yükümlülüğünü ihlal eder ve evlilik birliğini sarsan bir fiil olarak nitelendirilmektedir. Zina değildir.
Sadakat yükümlülüğü sadece cinsel ilişkiyle değil, duygusal ve sosyal alanda da bağlılığı gerektirir. Mesajlaşmanın cinsel içerikli veya gece geç saatlerde olması bu yükümlülüğe aykırılık teşkil eder. Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle açılan davalarda zina davasından daha geniş bir delil yelpazesi (tanık beyanları, dijital deliller, telefon kayıtları) kullanılabilir.
Mesajlaşmanın devamlı ve tekrar edici bir davranış olması boşanma davasında daha güçlü bir gerekçe oluşturur. Mahkeme, tarafların birlikte yaşamayı çekilmez bulup bulmadığını değerlendirir ve sadakatsizlik eyleminin evlilik birliğini temelden sarıp sarmadığına karar verir.
Dijital Delillerin ve WhatsApp Kayıtlarının Hukuki Geçerliliği
Boşanma davalarında WhatsApp mesajları ve sosyal medya içerikleri delil olarak sunulabilmektedir; ancak bu delillerin “hukuka uygun” yollarla elde edilmiş olması şarttır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/445 E.), eşin rızası dışında elde edilen ses kayıtlarını veya gizlice ele geçirilen kişisel metinleri “hukuka aykırı delil” olarak nitelemekte ve hükme esas alınamayacağını belirtmektedir. Ayrıca dijital delillerin doğruluğu konusunda şüphe oluşması durumunda Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin (2015/5235 E. ) vurguladığı üzere, içeriklerin sonradan değiştirilip değiştirilmediğine dair bilirkişi incelemesi yapılması teknik bir zorunluluktur.
Mesaj içeriklerinin “uygunsuz” olması sadakat yükümlülüğünün ihlali için karine teşkil edebilir. Ancak bu kayıtlar doğrudan zina ispatı yerine evlilik birliğinin sarsıldığının kanıtı olarak kabul edilmelidir.
“Boşanmada Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?” içeriğimize de göz atın: https://armagand.av.tr/bosanmada-whatsapp-kayitlari-delil-olur-mu/
Eşim Başkalarıyla Telefonda Konuşuyor Aldatma Sayılır Mı?
Hayır, eşin başkalarıyla sadece telefonda konuşması aldatma (zina) olarak kabul edilmez. Ancak devamlı olması halinde evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açan sadakatsizlik davranışı olarak değerlendirilir.
Tek sefere mahsus telefon görüşmeleri haysiyetsiz yaşam sürme olarak kabul edilemez. Davranışın boşanma sebebi olabilmesi için devamlı ve tekrar edici nitelikte olması gerekir.
Yargıtay’ın kararlarına göre bir davranışın haysiyetsiz yaşam olarak kabul edilebilmesi için bu hareketin devamlı olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Evli bir kadının başka erkekle gece geç saatlerde devamlı telefon görüşmeleri yapması birlikte yaşamı zorlaştırır. Bu durum evlilik birliğini çekilmez bir duruma getirirse sadakatsizlik eylemi olarak boşanma sebebi oluşturabilir. Ayrıca “haysiyetsiz yaşam sürme” kavramı kanunda spesifik ve süreklilik arz eden yüz kızartıcı yaşam biçimlerini ifade ettiğinden, münferit konuşma veya mesajlaşmalar için bu terimin kullanılması hukuken hatalıdır.
Mahkeme, somut olgulardan hareketle sadakatsizlik eyleminin varlığını ve evlilik birliğini temelden sarsıp sarsmadığını değerlendirir.
Sıkça Sorulan Sorular
Evli kadının başka bir erkekle konuşması konusu pek çok eş tarafından merak edilen ve hukuki sonuçları hakkında belirsizlik yaşanan bir konudur. Bu konuda sıklıkla sorulan diğer soruları sizin için yanıtladık.
Evli biriyle konuşmak suç mu?
Hayır, evli biriyle konuşmak suç değildir.
Ancak eşiniz başka kişiyle uygunsuz içerikli veya devamlı konuşmalar yapıyorsa bu boşanma davasında sadakatsizlik eylemi olarak kullanılabilir. Konuşmanın kendisi cezai bir suç teşkil etmez fakat evlilik hukuku açısından sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir.
Evli kadının başka bir erkekle mesajlaşması aldatma sayılır mı?
Hayır, mesajlaşma tek başına aldatma (zina) sayılmaz.
Ancak cinsel içerikli veya gece geç saatlerde devamlı yapılan mesajlaşmalar evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açan sadakatsizlik davranışı olarak değerlendirilir ve boşanma gerekçesi oluşturabilir.
Evliyken başkasıyla mesajlaşmak boşanma sebebi midir?
Evet, devamlı ve cinsel içerikli mesajlaşma boşanma sebebi olabilir.
Mesajlaşmanın tekrar edici, uygunsuz içerik taşıyan veya gece geç saatlerde olması evlilik birliğini çekilmez hale getirirse Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanmaya hak verir.
Evli bir adamla birlikte olan bir kadına dava açılabilir mi?
Evli erkek ile cinsel ilişkiye giren kadın evli erkeğin eşi tarafından TCK’nın ilgili hükümleri kapsamında dava edildiği zamanlar olmuştu.
Ayrıca evli erkek tarafından başlanan boşanma davasında ilişkiye giren kadın, evli erkeğin eşinin tazminat davasında da taraf olabilir.
Zina Türkiye’de suç olmaktan çıkarılmış olup yalnızca bir özel boşanma sebebidir. En kritik hukuki hatalardan biri olan “aldatılan eşin, eşiyle ilişki yaşayan üçüncü kişiye karşı tazminat davası açabileceği” yönündeki bilgidir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararları uyarınca güncelliğini yitirmiştir. Mevcut içtihatlar doğrultusunda, sadakat yükümlülüğü yalnızca eşler arasındadır ve bu yükümlülüğün ihlali nedeniyle üçüncü kişiden manevi tazminat talep edilemez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararları (Örn: 2015/5613 E., 2016/2995 Kaynak K.), manevi tazminatın ancak doğrudan kişilik haklarına saldırı (hakaret, iftira vb.) durumunda genel hükümler (TBK m. 58) çerçevesinde söz konusu olabileceğini, ancak aldatma eyleminin tek başına üçüncü kişi için tazminat sorumluluğu doğurmayacağını vurgulamaktadır. Aldatma bağlamındaki tazminat taleplerinin yalnızca kusurlu eşe yöneltilebileceği, üçüncü kişilere yönelik taleplerin ise ancak bağımsız bir haksız fiil (hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal vb.) varsa genel hukuk kuralları içinde tartışılabileceği unutulmamalıdır.
Üçüncü kişiye dava açılabilmesi için bazı yasal çalışmaların varlığı söz konusu olabilir ancak kesinlik arz etmemektedir.



