Boşanmadan Önce Bankadaki Para Çekilirse Ne Olur?

Boşanma ve Mal Rejimi

Boşanmada banka hesapları, yalnızca hesap bakiyesinden ibaret bir konu değildir. Asıl önemli olan hesaptaki paranın hangi kaynaktan geldiği, ne zaman çekildiği, kime devredildiği, hangi amaçla kullanıldığı ve diğer eşin katılma alacağını azaltma kastı taşıyıp taşımadığıdır.

Banka hesabındaki para;

  • boşanmadan önce çekilmiş olabilir,
  • bir başkasına devredilmiş olabilir,
  • harcanmış görünebilir,
  • yurtdışındaki bir hesapta tutuluyor olabilir.

Ancak bu ihtimallerin hiçbiri tek başına mal paylaşımını ortadan kaldırmaz. Özellikle mal kaçırma şüphesi doğuran işlemlerde, mahkeme ilgili değeri Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi kapsamında eklenecek değer olarak kabul ederek tasfiyeye dahil edebilir.

Bu nedenle boşanma sürecinde banka hesaplarına ilişkin işlemler yalnızca bankacılık işlemi olarak değil, doğrudan mal rejimi tasfiyesini etkileyen hukuki işlemler olarak değerlendirilmelidir. Görünürde hesapta para kalmamış olması, her zaman hukuken de para kalmadığı anlamına gelmez.

Bu konuda Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin yaklaşımı oldukça açıktır:

“TMK’nun 229/2. maddesine göre bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerin edinilmiş mallara değer olarak ekleneceği hükme bağlanmıştır. Buna göre bankadan çekilen bu paranın aksi ispat edilemediği, hayatın olağan akışı nazara alındığında, mal rejimi sona erdiğinde davalının uhdesinde bulunduğunun kabulü gerekir”
(Yargıtay 8. HD, 2016/12636 E., 2018/2050 K., 13.02.2018)

Bu kararın pratik anlamı şudur: Eş, boşanma sürecine yakın bir tarihte hesaptan para çekmişse ve bu paranın gerçekten aile ihtiyaçları için kullanıldığını ya da hukuken geçerli bir nedenle elden çıktığını ispatlayamıyorsa, o para hâlâ mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilebilir.

Özellikle çekilen miktar yüksekse ve işlem zamanlaması boşanma süreciyle örtüşüyorsa, mahkeme hayatın olağan akışını dikkate alır. Örneğin birkaç yüz bin liranın dava öncesi kısa bir süre içinde çekilmesi ve “harcadım” şeklindeki soyut açıklamalar, çoğu zaman yeterli görülmez.

Nitekim bu çerçevede, boşanmadan kısa süre önce çekilen yüksek miktarlı paranın evin ihtiyaçlarına harcandığı iddiasının ispatlanamadığı durumda bunun kabul edilmediği de görülmektedir
(Yargıtay 8. HD, 2013/223 E., 2013/9173 K.).

Yazının İçeriği

Boşanırken Bankadaki Paranın Başkasına Devri Durumunda Ne Olur?

Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi uyarınca, eşin diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı bazı devirler tasfiyede eklenecek değer olarak hesaba katılır. Bu nedenle üçüncü kişiye devir yapılmış olması, hukuki incelemeyi ortadan kaldırmaz; tam tersine çoğu zaman daha ayrıntılı bir araştırmayı gerektirir.

Boşanma sırasında anne, baba, kardeş, yakın akraba veya güvendiği bir üçüncü kişi hesabına para aktarılması, uygulamada en çok karşılaşılan mal kaçırma iddialarından biridir.

Bu durumda ilk bakılacak konu, yapılan devrin gerçek bir hukuki ilişkiye dayanıp dayanmadığıdır. Gerçekten var olan bir borcun ödenmesi, belgeli bir ticari ilişkinin bulunması veya somut karşılığı olan bir ödemenin yapılması ile, sırf malvarlığını eksiltmek amacıyla görünüşte yapılan transfer aynı şekilde değerlendirilmez.

Boşanma sürecine çok yakın tarihlerde yapılan transferler, özellikle aile bireylerine yönelmişse, işlem çok daha dikkatli değerlendirilir. Çünkü bu tür durumlarda mahkeme, görünürdeki işlem ile gerçek ekonomik durumun aynı olup olmadığını araştırır. Şayet yapılan devir danışıklıysa, para fiilen başka hesaba geçmiş olsa bile tasfiye bakımından ilgili eşin malvarlığında kabul edilebilir.

Kısacası, banka hesabındaki parayı bir yakına devretmek, onu otomatik olarak mal paylaşımı dışına çıkarmaz. Hatta birçok olayda bu tür işlemler, diğer eş lehine daha güçlü bir ispat zemini doğurur.

Muvazaa İddiası ve İnceleme Usulü

Üçüncü kişilere yapılan para devirlerinde en önemli başlıklardan biri muvazaa iddiasıdır. Muvazaa, tarafların gerçek iradeleri başka olduğu halde dışarıya farklı bir işlem görünümü vermeleri anlamına gelir. Boşanma davalarında bu durum çoğunlukla mal kaçırma amacıyla yapılan danışıklı işlemler şeklinde karşımıza çıkar.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, davalı eşin annesi adına hesaplar açarak para aktardığı yönündeki iddia kapsamında şu değerlendirmeye yer verilmiştir:

“Mahkemece davalı koca ile annesi adına kayıtlı tüm hesapların ilk açıldıkları tarihten itibaren tüm hesap ekstreleri ilgili bankalardan getirtilmek suretiyle […] hangi hesabın kişisel mal veya edinilmiş mal olup olmadığı kesin olarak belirlendikten sonra” karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır
(Yargıtay 8. HD, 2015/23863 E., 2018/11974 K.)

Bu yaklaşım, mahkemelerin yalnızca dava tarihindeki banka bakiyesine bakmadığını gösterir. İnceleme çoğu zaman daha geniş yürütülür; hesabın ne zaman açıldığı, hangi tarihlerde ne kadar para giriş-çıkışı olduğu, paranın başka hesaplara nasıl aktarıldığı ve bu hesapların kimlere ait bulunduğu ayrıntılı biçimde değerlendirilir.

Özellikle aynı aile çevresi içindeki para hareketleri, mahkeme tarafından sıradan bir bankacılık işlemi gibi görülmeyebilir. Çünkü burada önemli olan soru şudur: Bu transfer, normal ekonomik hayatın doğal bir sonucu mu, yoksa mal rejimi tasfiyesinde diğer eşin alacağını azaltmaya yönelik bir kurgu mu?

Eğer işlem muvazaalı bulunursa, yapılan devir hukuki sonuç doğursa bile mal rejimi tasfiyesinde göz ardı edilmez. Bu durumda, eşin malvarlığından çıkarıldığı iddia edilen para, katılma alacağı hesabında yeniden dikkate alınabilir.

Boşanırken Banka Hesabındaki Para Mal Paylaşımına Tabi mi?

Bir banka hesabındaki para, aksi ispat edilmedikçe edinilmiş mal kabul edilir ve mal paylaşımına tabi olur.

Türk Medeni Kanunu’nun 222. maddesinin son fıkrası bu konuda açık bir karine getirir:

“Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir.”

Hesapta bulunan paranın kişisel mal niteliğinde olduğu ileri sürülüyorsa, bunu iddia eden eş ispatla yükümlüdür. Örneğin miras kalan bir para, bağış yoluyla kazanılan bir tutar ya da evlilik öncesinden gelen birikim söz konusuysa, bunun somut delillerle ortaya konulması gerekir. Aksi halde hesapta bulunan mevduat, edinilmiş mal sayılarak tasfiyeye dahil edilir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de bu yaklaşımı şu ifadeyle ortaya koymuştur:

“Bu paranın davalı tarafça kişisel malı olduğu kanıtlanamadığına göre; TMK. 222/son maddesi uyarınca bu mevduatın davalının edinilmiş malı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir”
(Yargıtay 8. HD, 2014/20314 E., 2016/1364 K., 27.01.2016)

Uygulamada en çok karşılaşılan banka hesabı türleri ve genel hukuki görünüm şu şekildedir:

Hesap TürüHukuki DurumMal Paylaşımındaki Konumu
Maaş / birikim hesabıEdinilmiş malKatılma alacağı hesabına dahil edilir
Miras kalan paraKişisel malKural olarak paylaşıma tabi değildir
Bağış yoluyla gelen paraKişisel malKural olarak paylaşıma tabi değildir
Müşterek hesapPaylı görünümSomut olaya göre değerlendirilir
Kaynağı ispatlanamayan mevduatEdinilmiş mal karinesiTasfiyeye dahil edilir

Burada özellikle vurgulanması gereken konu, hesabın kimin adına kayıtlı olduğunun tek başına belirleyici olmamasıdır. Para yalnızca bir eşin hesabında bulunuyor olsa bile, evlilik içinde edinilmiş bir değer niteliğindeyse diğer eş açısından katılma alacağı doğabilir.

Boşanma Aşamasında Banka Hesapları Kaç Yıl Geriye İncelenebilir?

Boşanma davalarında banka kesabı inceleme konusunda sabit bir “3 yıl”, “5 yıl” veya “10 yıl” kuralı bulunmamaktadır. İncelemenin sınırı, çoğu durumda uyuşmazlığın niteliğine ve paranın kaynağının aydınlatılması ihtiyacına göre belirlenir.

Özellikle hesabın kişisel mal mı, edinilmiş mal mı olduğunun belirlenmesi; paranın ne zaman kazanıldığının ortaya konulması, 01.01.2002 öncesi ve sonrası ayrımının yapılması; mal kaçırma iddialarının açıklığa kavuşturulması gibi nedenlerle, hesap hareketleri oldukça eski tarihlere kadar araştırılabilir.

Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, 1985 yılından itibaren açılan ve sonraki yıllarda devam eden hesaplara ilişkin ekstrelerin ilk açılış tarihinden itibaren dosyaya getirilmesi gerektiği belirtilmiştir:

“1985 yılından itibaren açılan ve 2007 yılı itibarıyla devam ettirilen tüm hesaplara ait hesap ekstrelerinin dosya arasına ilk açılış tarihlerinden itibaren eksiksiz getirtilmesi” gerektiği hükme bağlanmıştır
(Yargıtay 8. HD, 2015/9550 E., 2015/14250 K., 01.07.2015)

Bu karar, uygulamada banka hesaplarının yalnızca dava tarihine yakın dönemle sınırlı olarak incelenmediğini açık biçimde göstermektedir. Hesabın kaynağını ve niteliğini tespit etmek için gerektiğinde ilk açılış tarihine kadar gidilebilir.

Dolayısıyla “mahkeme yalnızca son birkaç yılı inceler” şeklindeki yaygın kanaat isabetli değildir. Özellikle büyük tutarlı hareketler, uzun süredir devam eden birikimler veya kişisel mal iddiaları varsa, inceleme süresi çok daha geriye uzanabilir.

Boşanma Sürecinde Banka Hesabındaki Para Harcanmışsa Yine de Pay Talep Edilir mi?

Eşlerden biri, boşanma sürecinde bankadaki paranın artık mevcut olmadığını; çünkü harcandığını ileri sürebilir. Ancak paranın harcanmış olması, her durumda o değerin tasfiye dışında kalacağı anlamına gelmez. Burada belirleyici olan, harcamanın niteliği ve ispatıdır.

Olağan harcamalar paylaşım hesabından düşebilir mi?

Eğer para gerçekten aile birliğinin devamı için yapılan olağan giderlerde kullanılmışsa, bu durum tasfiyede farklı değerlendirilebilir. Ev giderleri, çocukların eğitimi, sağlık harcamaları, zorunlu yaşam masrafları gibi kalemler hayatın olağan akışına uygun kabul edilebilir.

Bu çerçevede, belirli bir süre içinde makul miktardaki harcamaların olağan karşılanabildiği görülmektedir
(Yargıtay 8. HD, 2014/15899 E., 2016/2131 K.).

Kötü niyetli harcamalarda sonuç değişir mi?

Eğer para, diğer eşin alacağını azaltmak amacıyla bilinçli biçimde elden çıkarılmışsa ya da aile giderleri için kullanıldığı ispat edilemiyorsa, sonuç değişir. Böyle bir durumda “harcandı” savunması tek başına yeterli olmaz.

Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“Çekilen bu paranın aile birlikteliğinin herhangi bir ortak giderine harcanmak suretiyle tüketildiği TMK’nın 6 ve 222. maddeleri gereği […] kanıtlanamadığından tasfiyeye tabi tutulması gerekir”
(Yargıtay 8. HD, 2013/17773 E., 2014/19682 K.)

Bu yaklaşımın sonucu nettir: Hesaptaki para artık görünmese bile, eğer harcamanın aile hayatının olağan ihtiyaçları için yapıldığı ispatlanamıyorsa, ilgili tutar tasfiyede dikkate alınabilir. Başka bir deyişle, harcanmış görünen para da hukuken paylaşım hesabına dahil olabilir.

Bu nedenle boşanma sürecinde “parayı harcadım, artık paylaşılmaz” düşüncesi çoğu zaman güvenli bir hukuki zemin oluşturmaz. Mahkeme, yalnızca paranın ortadan kalkıp kalkmadığına değil, nasıl ve neden ortadan kalktığına bakar.

Boşanma Davasında Banka Hesapları Mahkeme Tarafından İncelenir mi?

Evet, banka kayıtları, boşanma dosyasında çoğu zaman en önemli deliller arasında yer alır. Özellikle

  • şüpheli tarihlerdeki çekimler,
  • üçüncü kişilere transferler,
  • hesabın ani şekilde boşaltılması veya
  • farklı hesaplar arasında yapılan yoğun para hareketleri mal rejimi uyuşmazlıklarında belirleyici olabilir.

Banka hesapları boşanma ve özellikle mal rejiminin tasfiyesi davalarında mahkeme tarafından incelenebilir. Bu inceleme, çoğu zaman tarafların talebi üzerine ilgili bankalara müzekkere yazılması, hesap açılış kayıtlarının ve hesap hareketlerinin getirtilmesi ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılması şeklinde yürütülür.

Bu konuda verilen kararlarda, mahkemenin banka kayıtlarını celbederek hesap dökümleri ve para hareketleri üzerinde değerlendirme yaptığı görülmektedir
(Yargıtay 2. HD, 2023/1954 E., 2023/2811 K.).

Buradaki önemli nokta, mahkemenin sadece dava tarihindeki mevcut bakiyeye değil, hesap hareketlerine de bakabilmesidir. Çünkü mal kaçırma iddiası çoğu zaman “hesapta şu anda para yok” durumundan değil, geçmişte var olan paranın ne şekilde elden çıkarıldığından doğar.

Boşanma Davalarında Yabancı veya Yurtdışında Bulunan Banka Hesapları da Değerlendirilir mi?

Evet, eğer ilgili hesapta bulunan para, edinilmiş mal niteliğindeyse veya katılma alacağı hesabını etkiliyorsa, bu hesaplar da değerlendirme konusu olabilir. Eşlerden birinin yurtdışında banka hesabının bulunması, o hesabın mal paylaşımı dışında kalacağı anlamına gelmez.

Uygulamada özellikle yurtdışında çalışan eşlerin maaş, prim ve birikimlerinin yabancı banka hesaplarında tutulduğu görülmektedir. Bu tür durumlarda hesabın yurtdışında bulunması tek başına paylaşımı engelleyen bir unsur değildir.

Bu doğrultuda, eşlerin Almanya veya diğer yurtdışı bankalarındaki hesaplarının ve bu hesaplarla bağlantılı gelirlerinin mal paylaşımı davasına konu edildiği görülmektedir
(Yargıtay 8. HD, 2012/9032 E., 2012/12145 K.).

Dolayısıyla boşanma davasında yalnızca Türkiye’deki hesaplar değil, somut olayın özelliklerine göre yabancı ülkelerde bulunan hesaplar da incelemeye alınabilir. Asıl belirleyici olan, bu hesapta bulunan değerin hukuki niteliğidir.

Boşanma Davası Açmadan Önce Hesaplarımı Boşaltmam Suç mu?

Bu noktada temel ayrım şudur: Hesabın boşaltılması her durumda doğrudan bir ceza suçu anlamına gelmez. Ancak bu işlem, mal rejiminin tasfiyesi bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir. Özellikle diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan çekim ve devirler, mal kaçırma ve kötü niyetli tasarruf olarak değerlendirilebilir.

Bu nedenle boşaltılan para, Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi kapsamında eklenecek değer olarak hesaba katılabilir. Başka bir ifadeyle, hesap boşaltılmış olsa bile o para tasfiye hesabında varmış gibi kabul edilip diğer eş lehine alacak doğurabilir.

Bu yaklaşım şu kararda da görülmektedir:
(Yargıtay 8. HD, 2014/17630 E., 2014/19709 K.)

Örnek Senaryo

Somut bir örnek üzerinden konu daha anlaşılır hale gelir:

Eşlerden biri, boşanma davası açılmadan 2 gün önce bankadaki 100.000 TL’yi çekiyor ve daha sonra bu parayı borçlarını ödemek için kullandığını ileri sürüyor. Ancak buna ilişkin belge, dekont, alacaklı kaydı veya olağan bir harcama açıklaması sunamıyor.

Bu durumda mahkeme, işlem zamanlamasına ve miktarın büyüklüğüne bakarak hayatın olağan akışını değerlendirir. Çok kısa süre içinde bu tutarın gerçekten ve hukuken geçerli bir nedenle elden çıktığı ispatlanamazsa, para sanki hâlâ hesapta duruyormuş gibi kabul edilebilir.

Bunun sonucu olarak 100.000 TL tasfiye hesabına dahil edilir ve diğer eş lehine 50.000 TL katılma alacağı doğabilir. Bu örnek, boşanmadan hemen önce yapılan yüksek tutarlı çekimlerin neden bu kadar dikkatle incelendiğini açık biçimde göstermektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma sırasında bankadaki paranın ne olacağı ile ilgili sıkça sorulan soruları sizler için derledik.

Boşanma davasında banka hesapları mahkeme tarafından incelenir mi?

Evet. Mahkeme, tarafların talebi üzerine veya dosyanın ihtiyaçlarına göre ilgili bankalardan hesap dökümleri, açılış tarihleri ve para hareketlerini isteyebilir. Gerekirse bilirkişi incelemesiyle bu hareketlerin mal paylaşımına etkisi değerlendirilir.

Boşanma davalarında yabancı veya yurtdışında bulunan banka hesapları da değerlendirilir mi?

Evet. Yurtdışındaki hesaplar da, içerdikleri değerin hukuki niteliğine göre mal paylaşımı hesabında dikkate alınabilir. Hesabın yabancı ülkede bulunması, tek başına paylaşımın dışında kalacağı anlamına gelmez.

Boşanma davası açmadan önce hesaplarımı boşaltmam suç mu?

Bu durum her zaman doğrudan ceza hukuku anlamında suç oluşturmaz. Ancak mal rejiminin tasfiyesinde mal kaçırma veya kötü niyetli tasarruf olarak değerlendirilirse, boşaltılan para yine paylaşım hesabına dahil edilebilir.

Hesaptaki para çekilmişse diğer eş artık hak iddia edemez mi?

Hayır. Para çekilmiş olsa bile, çekimin diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapıldığı veya olağan harcama olduğunun ispatlanamadığı durumlarda ilgili tutar tasfiyede dikkate alınabilir.

Eşin hesabındaki tüm para otomatik olarak yarı yarıya mı paylaşılır?

Hayır. Önce o paranın kişisel mal mı, edinilmiş mal mı olduğu belirlenir. Kişisel mal niteliğindeki değerler kural olarak paylaşıma girmez; edinilmiş mal niteliğindeki değerler bakımından ise katılma alacağı hesabı yapılır.

Yazar

1997’den bu yana, her davaya değil belirli alanlara odaklanarak derinleşmeyi ve her müvekkilimizle birebir ilgilenmeyi benimsedik. Kalabalık bir ekip yerine, dosyaları bizzat takip etmeyi tercih ediyoruz.

Yorum yapın