Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevleri

Türk yargı teşkilatı içinde özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümü, genel ve özel görevli mahkemeler arasında paylaştırılmıştır. Bu yapı içinde sulh hukuk mahkemeleri, asliye hukuk mahkemesiyle birlikte iki genel mahkemeden birini oluşturur ve 5235 sayılı Kanun uyarınca her adliyede kurulması zorunlu, tek hakimli ilk derece mahkemeleridir. 

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi, bu mahkemelerin görev alanını dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın belirlemiş; kira uyuşmazlıklarından ortaklığın giderilmesine, miras işlemlerinden vesayet ve kayyımlık işlerine kadar geniş bir yelpazeyi sulh hukuk hakiminin önüne taşımıştır. Basit yargılama usulünün uygulandığı bu mahkemeler, vatandaşın adalete ilk temas noktalarından biri olması nedeniyle adli teşkilatın en yoğun çalışan birimleri arasında yer alır. 

Bu yazıda sulh hukuk mahkemesinin hangi davalara baktığı, kira, miras ve vesayet alanlarındaki spesifik görevleri, kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolları ve konuya ilişkin Yargıtay içtihatları ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

Sulh Hukuk Mahkemesi Hangi Davalara Bakmakla Görevlidir?

Sulh hukuk mahkemesinin görev alanı, HMK m.4 ve özel kanunlarda tek tek sayılmak suretiyle belirlenmiştir. Bir davanın bu mahkemede görülebilmesi için kanunun o dava türünü açıkça sulh hukuk mahkemesine vermiş olması gerekir. 

Dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin bakmakla görevli olduğu dava ve işler şunlardır:

  • Kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklar: İlamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler ayrık olmak üzere tahliye, kira alacağı, kira bedelinin tespiti ve uyarlanması, kira sözleşmesinin feshi/iptali ile bu davalara karşı açılan davalar.
  • Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları: Paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır ve taşınmaz malların ya da hakların paylaştırılmasına ilişkin davalar.
  • Zilyetliğin korunması davaları: Taşınır ve taşınmaz mallarda yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik olarak tek başına açılan davalar (zilyetliğin tespiti ile birlikte açılırsa asliye hukuk mahkemesi görevlidir).
  • Kat mülkiyetinden kaynaklanan davalar: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun Ek 1. maddesi gereği, bu kanunun uygulanmasından doğan her türlü anlaşmazlık.
  • Miras hukuku işleri: Mirasın reddi, terekenin tespiti, terekenin borca batık olduğunun tespiti, mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesi, vasiyetnamenin açılması ve miras ortaklığına temsilci atanması.
  • Vesayet ve kayyımlık işleri: Vasi atanması, vasinin görevden çekilmesi, kayyım atanması ve çocuk mallarının korunmasına ilişkin dava ve işler.
  • Çekişmesiz yargı işleri: HMK m.383 uyarınca, kanunlarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça tüm çekişmesiz yargı işleri (ergin kılınma kararı, tapu kaydında hak ihlaline yol açmayacak düzeltmeler vb.).
  • Arabuluculukla ilgili görevler: Arabuluculuk anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi ve arabuluculuk bürosunun yetkisine yapılan itirazlar hakkında karar verilmesi.
  • Diğer kanunlarla verilen görevler: HMK ve diğer kanunların sulh hukuk mahkemesini veya sulh hukuk hakimini açıkça görevlendirdiği dava ve işler.

Kira Davalarında Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?

HMK’nın 4/1-a maddesi, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkları miktar ayrımı yapılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görev alanına vermiştir. 

Bu kapsamda sulh hukuk mahkemesinin kira davalarındaki görevleri şunlardır:

  • Kiralananın tahliyesi davaları: İlamsız icra yoluyla tahliye hükümleri ayrık olmak üzere kira sözleşmesine dayalı tüm tahliye davaları.
  • Kira alacağı davaları: Ödenmeyen kira bedellerinin tahsiline ilişkin davalar, dava değerine bakılmaksızın bu mahkemede görülür.
  • Kira bedelinin tespiti ve uyarlanması davaları: Kira artışına, bedelin güncel koşullara uyarlanmasına ve tespitine ilişkin uyuşmazlıklar.
  • Kira sözleşmesinin feshi ve iptali davaları: Sözleşmenin sona erdirilmesine veya geçersizliğine ilişkin talepler.
  • Kiracılık sıfatının tespiti davaları: Kira ilişkisinin varlığına ya da tarafların sıfatına yönelik tespit istemleri.
  • Kira ilişkisinden doğan tazminat ve zarar davaları: Yargıtay’a göre kira sözleşmesine dayalı menfi zarar istemleri de sulh hukuk mahkemesinde talep edilir.
  • Yan giderlere ilişkin uyuşmazlıklar: Stopaj bedeli, lojman tahsisi şeklindeki kira ilişkisinden kaynaklanan yakıt bedeli gibi yan giderlerin tahsili davaları.
  • Yeni malik ile eski kiracı arasındaki uyuşmazlıklar: Taşınmazı sonradan satın alan malik TBK m.310 uyarınca kira sözleşmesinin tarafı haline geldiğinden bu ilişkiden doğan davalar da sulh hukuk mahkemesinde görülür.
  • Kira davalarına karşı açılan davalar: Yukarıda sayılan davalara karşı açılan davalar da aynı mahkemenin görev alanındadır.

Bu görev alanının iki önemli sınırı vardır: Kiralananın ilamsız icra yoluyla tahliyesi İcra ve İflas Kanunu hükümlerine tabi olup icra organları eliyle yürütülür. Ayrıca taraflar arasında gerçek bir kira ilişkisi bulunmayan alacak uyuşmazlıklarında (örneğin müşterek maliklerin kira gelirindeki hisselerini birbirlerinden talep etmeleri) görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

Miras İşlerinde Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?

Miras hukuku alanında sulh hukuk mahkemesinin görevleri, büyük ölçüde çekişmesiz yargı kapsamında yürütülen dava ve işlerden oluşur. 

Bu kapsamda sulh hukuk mahkemesinin miras işlerindeki görevleri şunlardır:

  • Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesi: TMK m.598/1 ve HMK m.382/2-c uyarınca mirasçılık belgesi, çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemesince verilir.
  • Mirasın reddi davası: Mirasçıların yasal süresi içinde mirası reddetmelerine ilişkin işlemler bu mahkemede yürütülür.
  • Terekenin tespiti davası: Miras bırakanın mal varlığının (terekenin) belirlenmesine yönelik talepler.
  • Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası: Terekenin borçlarının mevcudunu aştığının tespitine ilişkin davalar.
  • Vasiyetnamenin açılması: Mirasbırakanın ölümünden sonra vasiyetnamenin okunması ve ilgililere tebliği işlemleri.
  • Miras ortaklığına temsilci atanması: Mirasçılar arasındaki ortaklığa temsilci tayin edilmesine ilişkin işler.
  • Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası: Miras yoluyla oluşan elbirliği veya paylı mülkiyete konu malların paylaştırılması ya da satılarak bedelinin dağıtılması davaları.

Yargıtay içtihatlarıyla netleşen ve bu görev alanının dışında kalan miras uyuşmazlıkları ise şunlardır:

  • Veraset belgesinin iptali veya değiştirilmesi davaları: Hasımlı olarak açılması zorunlu olduğundan çekişmesiz yargı kapsamından çıkar, sulh hukuk mahkemesinde görülemez. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/2125 E., 2016/8540 K. sayılı kararında veraset belgesinin iptali veya değiştirilmesi davalarının hasımlı olarak açılması zorunlu olduğundan çekişmesiz yargı kapsamından çıkarak sulh hukuk mahkemesinde görülemeyeceği belirtilmiştir.
  • Mirasta istihkak davaları: TMK m.605/2’ye dayanan bu davalarda sulh hukuk mahkemesini görevlendiren bir düzenleme bulunmadığından, HMK m.2/1 gereği dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/8887 E., 2019/3901 K. sayılı kararında mirasta istihkak davalarında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu içtihat edilmiştir.
  • Hasımlı açılan tespit davaları: Tapu kayıt maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespiti, hak ihlaline yol açmayacak bir düzeltme niteliğindeyse sulh hukuk mahkemesinde; hasımlı bir tespit davası olarak açılması gerekiyorsa asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Vesayet İşlerinde Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?

Vesayet hukuku alanında sulh hukuk mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun kurduğu vesayet teşkilatında “vesayet makamı” sıfatıyla görev yapar. Denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. 

Bu çerçevede sulh hukuk mahkemesinin vesayet işlerindeki görevleri şunlardır:

  • Vasi atanması: Vesayet altına alınması gereken kişilere vasi tayin edilmesi işlemleri sulh hukuk mahkemesince yürütülür.
  • Vasinin görevinden çekilmesi: Vasinin görevden çekilme talepleri ve buna ilişkin dava ve işler.
  • Vasiye yapılan itirazların incelenmesi: TMK m.422 uyarınca, vasinin şahsına veya sıfatına karşı yapılan itirazlar ile vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme görevi öncelikle vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesine aittir. Mahkemenin itirazı kabul etmemesi halinde dosya denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine gönderilir.
  • Kayyım atanması ve kayyımlıkla ilgili işler: Belirli bir işin görülmesi veya malvarlığının yönetilmesi için kayyım tayini ve kayyımlığa ilişkin diğer çekişmeli veya çekişmesiz yargı işleri.
  • Çocuk mallarının korunması: Velayet altındaki çocukların mallarının korunmasına yönelik dava ve tedbirler.
  • Ergin kılınma (kazai rüşt) kararı verilmesi: HMK m.382/2-a uyarınca çekişmesiz yargı işi niteliğindeki ergin kılınma talepleri, HMK m.383 gereği sulh hukuk mahkemesinde görülür. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/734 sayılı kararında ergin kılınma kararının çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemesince verileceği belirtilmiştir.
  • Vesayet hukukuyla ilgili diğer işler: Vesayet altındaki kişinin korunmasına yönelik gözetim ve denetim faaliyetleri ile vesayete ilişkin diğer çekişmesiz veya çekişmeli yargı işleri.

Önemle belirtmek gerekir ki, TMK m.488 uyarınca vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesinin) kararlarına yapılan itiraz üzerine denetim makamınca verilen kararlar kesindir ve bu kararlara karşı başkaca bir kanun yoluna başvurulamaz.

Sulh Hukuk Mahkemesinin Kararına Karşı İstinaf ve Temyiz Başvurusu Nasıl Yapılır?

Sulh hukuk mahkemesi kararlarına karşı kanun yollarına başvuru süreci, aşağıdaki adımlar izlenerek yürütülür:

1. Kararın tebliğini bekleyin ve süreyi takip edin.

İstinaf başvuru süresi, sulh hukuk mahkemesi kararının usulüne uygun biçimde taraflara tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır

Süre kararın verildiği tarihten değil, tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle tebligat tarihinin doğru tespit edilmesi hak kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşır.

2. Kararın istinaf edilebilir olup olmadığını kontrol edin.

İstinaf yoluna gidilebilmesi için kararın konusunu oluşturan miktar veya değerin HMK m.341/2’de öngörülen parasal sınırı aşması gerekir. 2026 yılı için bu sınır 50.000 TL’dir. Bu tutarı aşmayan malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olup istinaf edilemez. 

Kural olarak ara kararlar da tek başına istinaf edilemez. Ancak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi kararlar ara kararı olmalarına rağmen son karar beklenmeden istinaf edilebilir (HMK m.341/1).

3. İstinaf dilekçesini hazırlayıp kararı veren mahkemeye sunun.

İstinaf başvurusu, bölge adliye mahkemesine (BAM) gönderilmek üzere, kararı veren sulh hukuk mahkemesine bir istinaf dilekçesi verilerek yapılır; dilekçe doğrudan BAM’a sunulmaz. 

Dilekçede istinaf sebeplerinin ve gerekçelerinin açıkça belirtilmesi gerekir. Başvuru sırasında gerekli harç ve giderler de yatırılmalıdır.

4. BAM’ın istinaf incelemesini bekleyin.

Bölge adliye mahkemesi, yerel mahkeme kararını hem maddi vakıa hem de hukuki yönden yeniden değerlendirir. İnceleme sonucunda başvuru esastan reddedilebilir veya karar kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. 

Görevsizlik kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularında ise BAM’ın göreve ilişkin verdiği karar kesindir.

5. Temyiz yolunun açık olup olmadığını değerlendirin.

Kural olarak, sulh hukuk mahkemesi kararları hakkındaki BAM kararları kesindir ve temyiz edilemez. Bu kuralın iki istisnası vardır: kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğup taşınmazın aynına ilişkin davalar

Kira alacağı davalarında temyize gidilebilmesi için BAM kararındaki miktar veya değerin 2026 yılı için 682.000 TL’yi aşması gerekir (HMK m.362/1-a). İstinaf mahkemesinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı ise temyiz yolu kapalıdır.

6. Koşullar sağlanıyorsa iki hafta içinde temyiz başvurusu yapın.

Temyiz koşulları mevcutsa, BAM kararının tebliğinden itibaren süresi içinde temyiz dilekçesi verilerek dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi sağlanır. Yargıtay incelemesi, istinaftan farklı olarak yalnızca hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı yönünden yapılır. Maddi vakıa denetimi yapılmaz.

Sulh Hukuk Mahkemesi Görevleri Yargıtay Kararları

Sulh hukuk mahkemesinin görev alanının sınırları, uygulamada büyük ölçüde Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir. Görev kurallarının kamu düzeninden sayılması nedeniyle Yargıtay, yargılamanın her aşamasında görev hususunu re’sen denetlemekte ve yanlış mahkemede görülen davalara ilişkin hükümleri bozmaktadır. 

Kira ilişkisi alanında Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, kira sözleşmesinden kaynaklanan stopaj bedelinin tahsili isteminin sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğine (Karar: 2016/6098), taşınmazı sonradan satın alan yeni malikin TBK m.310 uyarınca kira sözleşmesinin tarafı hâline geldiğinden eski kiracıyla arasındaki uyuşmazlığın da bu mahkemede çözülmesi gerektiğine (Karar: 2016/135) ve lojman tahsisi şeklindeki kira ilişkisinden doğan yakıt bedeli farkının tahsilinde dahi sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna (Karar: 2016/250) hükmetmiştir. Buna karşılık Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, taraflar arasında gerçek bir kira ilişkisi bulunmayan hâllerde — müşterek maliklerin kira gelirindeki hisselerini birbirlerinden talep etmeleri gibi — asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu vurgulamıştır (Karar: 2016/8299).

Kat mülkiyeti alanında Yargıtay 18. ve 20. Hukuk Daireleri, 634 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi gereğince bu kanunun uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde çözümleneceğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Bu doğrultuda, komşu bağımsız bölümden gelen su sızıntısı nedeniyle sigortalıya ödenen tazminatın rücuan tahsili (Yargıtay 20. HD, Karar: 2016/10231), su tesisatından sızan sular nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini (Yargıtay 18. HD, Karar: 2016/10569) ve site yöneticisinin usulsüz harcamalarla siteye verdiği zararın tahsili (Yargıtay 18. HD, Karar: 2016/1509) davalarında sulh hukuk mahkemesi görevli sayılmıştır. Ancak bu görevin de sınırları vardır: Kiracı konumundaki kişinin site yönetiminin haksız fiiline dayalı maddi ve manevi tazminat talebi (Yargıtay 20. HD, Karar: 2016/6713) ile henüz toplu yapı yönetimine geçmemiş, birden fazla parsel üzerinde kurulu sitelere ilişkin uyuşmazlıklar (Yargıtay 18. HD, Karar: 2016/783) genel hükümlere tabi olduğundan asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Miras ve çekişmesiz yargı alanında ise Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, sulh hukuk mahkemesinin yalnızca mirasçılık belgesi verilmesiyle görevli olduğunu, hasımlı açılması zorunlu olan veraset belgesinin iptali davalarının bu mahkemede görülemeyeceğini (2016/2125 E., 2016/8540 K.) ve mirasta adi istihkak davalarında dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu (2016/8887 E., 2019/3901 K.) içtihat etmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, tapu kayıt maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespitine ilişkin taleplerin niteliğine göre ayrım yapmakta; hak ihlaline yol açmayacak düzeltme niteliğindeki talepleri çekişmesiz yargı işi sayarak sulh hukuk mahkemesine (Karar: 2016/9245), hasımlı görülmesi zorunlu tespit davalarını ise HMK m.2 kapsamında asliye hukuk mahkemesine (Karar: 2016/9107) yönlendirmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ergin kılınma kararının çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemesince verileceğini (Karar: 2017/734) belirtirken, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi nüfus kayıtlarına ilişkin ad-soyad düzeltme davalarının 5490 sayılı Kanun m.36 uyarınca asliye hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini (Karar: 2016/7946) kabul etmiştir. Nihayet Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2015/1232 sayılı kararıyla benimsenen ilkeye göre, bağlantı nedeniyle birlikte açılan davalarda taleplerin bir kısmı özel mahkemenin, bir kısmı genel mahkemenin görevine giriyorsa davaya tümüyle özel mahkemede bakılır.

Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemeleri Arasındaki Farklar (Karşılaştırmalı Tablo)

Asliye hukuk mahkemesi ile sulh hukuk mahkemesi, özel hukuk uyuşmazlıklarına bakmakla görevli iki genel mahkemedir ancak aralarındaki görev ilişkisi asıl–istisna esasına dayanır. 

İki mahkeme arasındaki temel farklar aşağıdaki tabloda karşılaştırmalı olarak gösterilmiştir:

Karşılaştırma ÖlçütüAsliye Hukuk MahkemesiSulh Hukuk Mahkemesi
Görev niteliğiAsıl görevli genel mahkemedir. Açıkça başka mahkemeye verilmeyen tüm dava ve işlere bakar.Görevi istisnadır. Yalnızca kanunda açıkça sayılan (numerus clausus) dava ve işlere bakar.
Yasal dayanakHMK m.2HMK m.4 ve özel kanun hükümleri
Yargılama usulüKural olarak yazılı yargılama usulüBasit yargılama usulü (HMK m.316 vd.)
Hakim sayısıTek hakimliTek hakimli
Dilekçeler aşamasıDava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri verilebilir.Yalnızca dava ve cevap dilekçesi verilir. Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri verilemez.
Tipik dava türleriTazminat, alacak, tapu iptali ve tescil, mirasta istihkak, nüfus kaydının düzeltilmesi, ad-soyad değişikliğiKira uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti davaları, zilyetliğin korunması, mirasçılık belgesi, vesayet ve kayyımlık işleri
Çekişmesiz yargı işleriKanunun açıkça görevlendirdiği istisnai hallerde bakar.Aksine düzenleme yoksa tüm çekişmesiz yargı işlerinde görevlidir (HMK m.383).
Vesayet teşkilatındaki rolüDenetim makamıVesayet makamı
Görev çatışmasında öncelikTalepler her iki mahkemenin görevine giriyorsa dava tümüyle asliye hukuk mahkemesinde görülür.Bu durumda görev asliye hukuk mahkemesine geçer.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: Bir uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceği belirlenirken önce kanunda o uyuşmazlık için sulh hukuk mahkemesini veya özel bir mahkemeyi görevlendiren açık bir hüküm bulunup bulunmadığına bakılır. Böyle bir hüküm yoksa dava, genel kural gereği asliye hukuk mahkemesinde açılır. 

Görev kuralları kamu düzeninden olduğundan yanlış mahkemede açılan dava hakkında yargılamanın her aşamasında re’sen görevsizlik kararı verilebilir. Bu da sürecin uzamasına ve ek masraflara yol açar.

Sıkça Sorulan Sorular

Sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı, işleyişi ve kararlarına karşı başvuru yolları hakkında uygulamada en çok merak edilen diğer soruları bu bölümde kısaca yanıtladık.

Sulh Hukuk Mahkemesi nedir?

Sulh hukuk mahkemesi, kanunun açıkça görevlendirdiği özel hukuk dava ve işlerine bakan, asliye hukuk mahkemesiyle birlikte iki genel mahkemeden biri olan tek hakimli bir ilk derece mahkemesidir. 

Her adliyede bulunması zorunlu olan bu mahkemede kural olarak basit yargılama usulü uygulanır. Kira uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti davaları ile miras ve vesayet işleri en bilinen görev alanlarıdır.

Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmak için harç ödenir mi? 

Evet, sulh hukuk mahkemesinde dava açarken maktu veya nispi harç ile gider avansının yatırılması zorunludur. 

Mirasçılık belgesi gibi çekişmesiz yargı işlerinde maktu (sabit) harç alınır. Ortaklığın giderilmesi veya alacak davaları gibi malvarlığına ilişkin davalarda ise davanın değerine göre değişen oranlarda nispi harç tahsil edilir.

Sulh Hukuk Mahkemeleri nereye bağlıdır?

Sulh hukuk mahkemeleri, Adalet Bakanlığı teşkilatı içinde yer alan adli yargı ilk derece mahkemeleridir. 

5235 sayılı Kanun uyarınca her il merkezi ile coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur. Kararlarının yargısal denetimi ise bölge adliye mahkemeleri (istinaf) ve sınırlı hallerde Yargıtay (temyiz) tarafından yapılır.

Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarına itiraz edilebilir mi?

Evet, sulh hukuk mahkemesi kararlarına karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabilir. 

Başvuru, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren sulh hukuk mahkemesine istinaf dilekçesi verilerek yapılır. 

Ancak 2026 yılı için 50.000 TL’yi aşmayan malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olduğundan bu kararlara karşı istinaf yolu kapalıdır.

Sulh Hukuk Mahkemesinin hangi kararları kesindir?

2026 yılı itibarıyla miktar veya değeri 50.000 TL’yi aşmayan malvarlığı davalarına ilişkin sulh hukuk mahkemesi kararları kesindir ve istinaf edilemez. 

Ayrıca istinaf incelemesi sonucunda verilen bölge adliye mahkemesi kararları da kural olarak kesin olup temyiz edilemez. Bunun istisnasını kira ilişkisinden doğan ve 682.000 TL’yi aşan alacak davaları ile Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğup taşınmazın aynına ilişkin davalar oluşturur. 

Vesayet alanında ise itiraz üzerine denetim makamınca verilen kararlar kesindir.

Sulh Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı ne demek?

Görevsizlik kararı, açılan davanın konu bakımından sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girmediğinin tespit edilerek davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi anlamına gelir. 

Görev kuralları kamu düzeninden olduğundan bu karar yargılamanın her aşamasında re’sen verilebilir. Kararın kesinleşmesinden itibaren taraflardan birinin iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Bu hak düşürücü süre içinde başvuru yapılmazsa dava açılmamış sayılır.

Sulh Hukuk Mahkemesi tek hakimli mi?

Evet, sulh hukuk mahkemeleri tek hakimli mahkemelerdir ve yargılamalar tek hakim tarafından yürütülür. 

Mahkeme bünyesinde bir hakim ile yeterli sayıda kalem personeli (katip, mübaşir) görev yapar. Heyet halinde çalışma söz konusu olmadığından yargılama süreçleri daha seri ilerler.

Sulh hukuk mahkemelerinde arabuluculuk zorunlu mudur?

Sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren uyuşmazlıkların tamamı için genel bir zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamaktadır. Zorunluluk uyuşmazlığın türüne göre ilgili kanunlarda ayrıca düzenlenir.

Bununla birlikte sulh hukuk mahkemesi, arabuluculuk kurumuyla yakından ilişkilidir: Arabuluculuk sonucunda düzenlenen anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi ve arabuluculuk bürosunun yetkisine yapılan itirazların karara bağlanması bu mahkemenin görevindedir. Ayrıca arabuluculuk büroları, sulh hukuk hakiminin gözetim ve denetimi altında faaliyet gösterir.

Benzer Yazılarımız

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir