Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası (2026)

Boşanma ve Mal Rejimi

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması yani şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, kusur ilkesine dayanan çekişmeli boşanma davalarının en yaygın türüdür. 

Bu dava türü, eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı hallerde açılabilmekte olup tarafların kusurluluğunu değerlendirme konusunda hakime geniş takdir yetkisi tanımaktadır. 

2026 yılında halen geçerliliğini koruyan TMK m. 166 hükümleri, evlilik kurumunun korunması ve aynı zamanda eşlerin çıkmazlarından kurtulma hakkı arasında bir denge oluşturarak boşanma kararının verilmesine ilişkin katı prosedürel ve maddi şartlar belirlemektedir. 

Bu yazıda şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma davalarının hukuki niteliği, kurucu şartları, dava açılması prosedürü, kusurluluk durumları ve Yargıtay içtihatları üzerinden kapsamlı bir rehber sunduk.

Evlilikte Şiddetli Geçimsizlik Nedir?

Evlilikte şiddetli geçimsizlik Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak tanımlanmıştır. 

Şiddetli geçimsizlik basit anlaşmazlıklar veya küçük ihtilaflardır değildir. Bu terim eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması anlamına gelir. Başka bir deyişle evlilik birliğinin ruhunu oluşturan karşılıklı saygı, güven, sevgi ve işbirliği duygularının tamamen ortadan kalktığı durumları ifade eder.

Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılmasına (Şiddetli Geçimsizliğe) Yol Açan Sebepler Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu m. 166, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan sebepleri sınırlı sayıda saymamıştır.

Yargıtay kararlarından hareketle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan başlıca sebepler şu şekilde kategorize edilebilir:

  • Fiziksel Şiddet: Bir eşin diğer eşe karşı uyguladığı her türlü fiziksel şiddet (darp, dayak, itekleme vb.) evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının en önemli göstergelerinden biridir. Ancak fiziksel şiddet eyleminden sonra evliliğin devam etmesi ve şiddetin diğer eş tarafından affedilmesi halinde bu sebebin kusur olarak yüklenmesi mümkün olmayabilir.
  • Ekonomik ve Psikolojik Şiddet: Eşlerden birinin diğerine karşı ekonomik gücünü baskı unsuru olarak kullanması ve psikolojik baskı uygulayarak ruhsal yıpranmaya neden olması geçerli bir boşanma sebebi oluşturmaktadır.
  • Aileye Karşı İlgisizlik: Eşlerden birinin diğer eşe veya çocuklara karşı ilgisiz davranması ve ailesel yükümlülükleri ihmal etmesi boşanma davasında kusur teşkil etmektedir.
  • Alkol Bağımlılığı veya İçki Düşkünlüğü: Eşlerden birinin alkol bağımlılığı seviyesine varmış olması ve bu durumun evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirememesine sebebiyet vermesi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının belirtisidir.
  • Ailenin Evliliğe Müdahalesi: Eşlerden birinin kendi ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalması veya izin vermesi evlilik birliğini zedelemektedir.
  • Eşe Hakaret ve Aşağılama: Eşlerin karşılıklı hakaret etmesi, aşağılayıcı sözler söylemesi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının göstergesidir. Ayrıca bir eşin ailesinin diğer eşe hakareti karşısında sessiz kalması da kusur teşkil etmektedir.
  • Eşini Sevmediğini veya Boşanmak İstediğini Söylemek: Eşlerden birinin diğerini sevmediğini ifade etmesi veya boşanmak istediğini dile getirmesi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gösteren açık bir kusurlu davranıştır. Bu ifadelerin kızgınlıkla mı şaka ile mi söylendiği de değerlendirilir.
  • Agresif ve Saygısız Davranışlar: Eşlerin agresif tutumlar sergilemesi, karşılıklı anlayış ve saygının sona ermesi boşanma nedeni olarak kabul edilmektedir.
  • Eşe İftira Atma: Bir eşin diğerine gerçek dışı olgular isnat etmesi ve iftira atması ortak hayatı sürdürülemeyecek derecede zarara uğratmaktadır.
  • Bağımsız Konut Açmama: Erkek eşin ailevi yaşam için bağımsız konut sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi (özellikle kayınvalide/kayınpederle birlikte oturma zorunluluğu) evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açmaktadır.
  • Aile Sırlarının Üçüncü Kişilere Anlatılması: Evlilik içinde aile sırrı olarak kalması gereken konuların üçüncü kişilere açıklanması güven ilişkisini zedelemektedir.
  • Cinsel İlişkiye Girememe veya Cinsel İktidarsızlık: Eşlerden birinin cinsel ilişkiden kaçınması veya fizyolojik/psikolojik nedenlerle cinsel ilişkiye girememesi evlilik birliğinin cinsel işlevini ortadan kaldırarak temelinden sarsılmasına neden olmaktadır.
  • Kumar Oynamak: Eşlerden birinin kumar oynamayı alışkanlık haline getirerek aile yükümlülüklerini ihmal etmesi ve ekonomik istikrarı tehlikeye düşürmesi boşanma sebebi teşkil etmektedir.
  • Güven Sarsıcı ve Sadakat Yükümlülüğüne Aykırı Davranışlar: Eşlerin birbirlerine karşı güven duygusunu zedeleyen davranışlar (gece geç saatlere kadar dışarıda olma, eşin bildirmediği kişilerle ilişki kurma, eski eş/sevgiliyle görüşme, sosyal medya üzerinden uygunsuz ilişkiler, eşin bilgisi dışında borç/kredi/taahhüt altına girme vb.) sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluşturmaktadır.

“En Kolay Boşanma Sebepleri” içeriğimizi de ziyaret edin: https://armagand.av.tr/en-kolay-bosanma-sebepleri/ 

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsıldığının Kabul Edildiği Kanuni Haller

Türk Medeni Kanunu m. 166/2 ve m. 166/3, tarafların hiçbir kusuru olmasa dahi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilen özel halleri düzenlemektedir. 

Bu haller kusur araştırması yapılmaksızın boşanma kararı verilmesini mümkün kılmaktadır.

1. Anlaşmalı Boşanma Halinde Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK m. 166/2):

Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşuluyla eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılmaktadır. Bu durumda kusur belirlemesine gerek yoktur.

Anlaşmalı boşanmanın hukuki şartları ise şu şekildedir:

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
  • Eşler birlikte boşanma davası açmış veya biri açmış davayı öteki kabul etmiş olmalıdır.
  • Hakim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir.
  • Boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat vb.) ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilen düzenleme uygun bulunmalıdır.
  • Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli değişiklikleri yapabilir.

Anlaşmalı Boşanma Davası hakkında detaylı bilgiye mi ulaşmak istiyorsunuz? Hemen tıklayın: https://armagand.av.tr/anlasmali-bosanma-davasi/ 

2. Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması (TMK m. 166/4):

Boşanma davası reddedildikten sonra kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl geçmesi halinde ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Bu halde:

  • İlk açılan boşanma davası reddedilmiş olmalıdır.
  • Mahkeme kararı kesinleşmiş olmalıdır.
  • Kararın kesinleşmesinden itibaren en az 1 yıl geçmiş olmalıdır.
  • Bu üç yıllık süre içinde taraflar ortak hayatı yeniden kurmamış olmalıdır.
  • Eşlerden birinin istemi üzerine boşanma kararı verilir.

Bu hükmün amacı aile kurumunun uzun süre hükümsüz kalan bir durumda kalmasını önlemek ve eşleri mutlak boşanma hakkından yoksun bırakmamaktır. 

TMK 166. madde (Değişiklik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.): Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Anayasa Mahkemesinin 22/2/2024 tarihli ve E.: 2023/116, K.: 2024/56 sayılı Kararı ile bu fıkra iptal edilmiş olup 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesiyle AYM iptal kararının yürürlük tarihi olan 19/1/2025 tarihinden önce bu fıkra metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. Bu değişiklikten önce 1yıl değil 3 yıl beklemek gerekiyordu. 

Şiddetli Geçimsizlik Nedeni İle Çekişmeli Boşanma Nasıl Olur?

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle çekişmeli boşanma davası taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda açılan ve hakimin kusur belirlemesi sonucunda sonuçlandırılan bir dava türüdür. 

Anlaşmalı boşanmadan farklı olarak bu davada davacı, davalının kusurlu olduğunu delillerle ispatlamak zorundadır.

1. Çekişmeli Boşanma Davasının Açılması:

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle çekişmeli boşanma davası, dava dilekçesi aracılığıyla aile mahkemesine veya aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk (aile) mahkemesine açılmaktadır. 

Dava dilekçesinde:

  • Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiası açıklanmalıdır.
  • Davalının kusurlu davranışları somut örneklerle gösterilmelidir.
  • Boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin talepleri (nafaka, tazminat, mal paylaşımı vb.) belirtilmelidir.

2. Yargılama Aşamaları:

Ön İnceleme Aşaması: Mahkeme davalıya dava dilekçesini tebliğ eder. Davalı, kanuni süre içinde (genellikle iki hafta) cevap dilekçesi sunmalıdır. Hakim tarafları uzlaştırmaya çalışır ve anlaşma sağlanırsa dava anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir. Burada gerçek bir uzlaştırma çabasından genelde bahsedilememektedir.

Tahkikat Aşaması: Uzlaştırma başarısız olursa tahkikat başlatılır. Bu aşamada:

  • Taraflar iddia ve savunmalarını yapan dilekçeler sunup delillerini ibraz ederler.
  • Tanıklar dinletilir.
  • Raporlar (SED Raporu, sağlık raporları vb.) toplanır.
  • Belgeler incelenir.

3. Delil Türleri: 

Çekişmeli boşanma davalarında tanık beyanı, telefon kayıtları, sosyal medya yazışmaları, banka kayıtları, otel kayıtları, ses ve görüntü kayıtları gibi çeşitli deliller kullanılabilir. 

Bu delillerin hepsi hakim tarafından özgürce değerlendirilir. 

4. Hüküm Aşaması: 

Toplanan delillerle kusur durumu belirlendikten sonra son duruşmada hüküm verilir. 

Hakim tarafların kusurluluğunu belirledikten sonra boşanma kararı verebilir, davayı reddedebilir veya davanın kabulü halinde boşanmanın ferilerine (nafaka, tazminat, velayet vb.) hükmeder.

Çekişmeli Boşanma Davası hakkında bilgiye ihtiyacınız varsa bu makalemize mutlaka göz atın: https://armagand.av.tr/cekismeli-bosanma-davasi/ 

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik) Sebebiyle Boşanma Davası Şartları

Türk Medeni Kanunu m. 166 uyarınca şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için belirli hukuki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 

Şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanma davası açılabilmesinin temel şartları şunlardır:

  1. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması:

Bu şart eşler arasında duygu ve düşünce birliğinin ortadan kalktığı ve huzurlu bir yaşam birliğinin olmadığı durumları ifade etmektedir. Hakim, tarafların davranışlarının evlilik birliğini temelinden sarsıp sarsmadığını somut olayın özelliklerine göre değerlendirmek zorundadır.

Yargıtay içtihatlarına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması tespitinde tarafların sosyal, ekonomik, kültürel durumları ile yaşadıkları çevrenin özellikleri dikkate alınmalıdır. Objektif bir ölçü yerine her evliliğe özgü koşullar değerlendirilir.

  1. Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi:

Evlilik birliğini sarsan olayların ciddi boyutlara ulaşması ve eşler arasında duygusal kopuşlar yaşanması ortak hayatın devamının katlanılamaz hale gelmesi gerekir. Sorumlulukların yerine getirilmemesi, ciddi ihmalkar davranışlar ve saygısız tutumlar bu şartın gerçekleştiğinin göstergeleridir.

  1. Evlilik Süresi Şartı:

Anlaşmalı boşanma halinde evlilik en az bir yıl sürmüş olması gerekmektedir (TMK m. 166/3). Bu şart eşlerin birbirini iyice tanıdıktan sonra boşanmaya karar vermesini sağlamak amacındadır. 

Her şeyde anlaştınız ama bir yıl dolmadıysa bir yıl dolmadan tek celsede boşanmak istiyorsanız bizi arayabilirsiniz!

  1. Kusur Durumu:

Davacının konumuna göre kusur şartları aşağıdaki şekilde kategorize edilmektedir:

  • Kusursuz Davacı: Davalının en azından az kusurlu olduğunu ispatlarsa boşanma kararı verilir.
  • Az Kusurlu Davacı: Davalının kendisinden daha kusurlu olduğunu ispatlarsa boşanma kararı verilir.
  • Ağır Kusurlu Davacı: Davalının az da olsa kusurlu olduğunu ispatlaması gerekir. Davalı itiraz etse bile hakim itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını ve evlilik devamında korunmaya değer yararın kalıp kalmadığını inceleyerek boşanmaya karar verebilir (TMK m. 166/2).
  • Tamamen Kusurlu Davacı: Boşanma davası reddedilir. Kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak kazanamaması ilkesi gereğince (TMK m. 2) tam kusurlu eş boşanmaya hüküm olmaz.

“Boşanmada Kusur Sayılan Haller (Yargıtay Kararları)” içeriğimize de göz atın: https://armagand.av.tr/bosanmada-kusur-sayilan-haller/ 

Şiddetli Geçimsizlik Sebebi İle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası itiraz aşamaları hariç ortalama 1,5 ile 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. 

Ancak davanın karmaşıklığı, tanık sayısı, istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvurulup başvurulmamasına göre süre değişebilmektedir. İstinaf ve yargıtay süreçleri eklenebilir ki her biri yaklaşık iki yıl sürebilmektedir.

Dava süresini etkileyen temel faktörler şunlardır:

  • Mahkeme İş Yükü: Aile mahkemelerinin iş yükü,davanın kaç celse görüleceğini ve her celsenin ne kadar süre arayla yapılacağını doğrudan etkilemektedir. Yoğun mahkemelerde davalar daha uzun sürebilmektedir.
  • Delil Sayısı ve Türü: Davada tanık dinletilecekse tanık sayısı ve onların mahkemeye getirilme süresi de süreci etkilemektedir. 
  • Tarafların İşbirliği: Taraflar delillerini zamanında sunup duruşmalara katılırsa dava daha hızlı ilerlemektedir. Cevap dilekçesi sunmaması, geç sunulması veya taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi süreci uzatmaktadır.
  • Ara Kararlar: Hakim gerekli gördüğü takdirde tarafları uzlaştırmaya çalışabilir. Bu uzlaştırma girişimleri süreci biraz daha uzatabilmektedir.
  • İstinaf ve Temyiz: Davanın ilk derece mahkemesinde sonuçlanması ortalama 1,5-2 yıl sürerken, taraflardan biri istinaf veya temyiz yoluna başvurursa toplam süre 2,5-3 yıla veya daha fazlasına çıkabilmektedir.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Dilekçe Örneği

Her boşanma davası tarafların evlilik birliği içindeki yaşantıları, olayların gelişimi ve kişisel koşulları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken özgün bir hukuki süreçtir.

Genel veya hazır şablon dilekçelerle dava açmak yaşanan şiddetli geçimsizlik olgusunun kapsamının, delillerin niteliğinin ve taraflara özgü hukuki durumların doğru şekilde ortaya konulamamasına neden olabilir. Bu nedenle sitemizde hazır dilekçe örneği veya şablon boşanma dilekçesi paylaşılmamaktadır.

Size en doğru hukuki yolun belirlenebilmesi adına şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma süreçlerinde deneyimli bir aile hukuku avukatından profesyonel destek almanızı önemle tavsiye ederiz. 

Kişisel durumunuza en uygun hukuki çözümü sunabilmemiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Şiddetli Geçimsizlik (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması) Yargıtay Kararları

Yargıtay, şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davalarında kusur belirlemesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması kriteri ve boşanma kararının verilebilmesine ilişkin bazı içtihatlar oluşturmuştur.

Tam Kusurlu Eşin Boşanma Davası (Yargıtay 2. HD – K.2017/4033):

Davacının davalıya karşı fiziksel şiddet uyguladığı, eşine hakaret ettiği ve tehdit ettiği, davalıdan ise hiçbir kusur tespit edilemediği bir davada Yargıtay tam kusurlu davacının davasının reddine karar vermişti. 

Gerekçede belirtildiği üzere kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak kazanamaması ilkesi gereğince tam kusurlu eş boşanma kararı alamaz. Ancak davacının ağır kusurlu olduğu durumlarda davalının az da olsa kusurlu olması tespit edilirse ve davalı boşanmaya itiraz etmezse boşanma kararı verilebilir.

Eşit Kusur Halinde Boşanma (Yargıtay 2. HD – K.2017/3612):

Davalı kadının eşine ve eşinin annesine hakaret ettiği, eşinin annesine saldırdığı, davacı erkeğin ise eşine fiziksel şiddet uyguladığı bir davada Yargıtay tarafların eşit kusurlu olduğuna karar verilmiştir. 

Eşit kusur halinde her iki eşin de boşanma davası reddedilemez, her iki taraf için boşanma kararı verilir.

Şiddet Eyleminin Affedilmesi (Yargıtay 2. HD – K.2018/7927):

Erkek eşin hamilelik sırasında fiziksel şiddet uyguladığı ancak bu eylemden sonra evliliğin devam ettiği, şiddetin kadın tarafından affedildiği veya en azından hoşgörüldüğü bir davada Yargıtay fiziksel şiddet vakıasının kusur olarak yüklenemeyeceğine karar vermişti.

 Affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının veya en azından affı gösteren fiili tutum ve davranışın gerçekleşmesi gerekmektedir.

Ekonomik ve Psikolojik Şiddet (Yargıtay 2. HD – K.2014/11368):

Kocanın ekonomik ve psikolojik baskı uyguladığı, eşine “ailesinin baskısı ile maddi durumu iyi olduğu için evlendiğini” söyleyerek aşağılayıcı sözler söylediği bir davada Yargıtay bu davranışları davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulmuş ve boşanmaya karar vermişti.

Aileye Karşı İlgisizlik (Yargıtay 2. HD – K.2016/14258):

Davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, eşinin hamileliği ve doğum sonrası eşi ve ortak çocukla ilgilenmeyerek boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu kararında Yargıtay ailevi görevleri ihmal etmenin boşanma sebebi teşkil ettiğini belirtmiştir.

Ailenin Evliliğe Müdahalesi (Yargıtay 2. HD – K.2017/3565):

Kadının annesinin evliliğe müdahalesine izin vermesi nedeniyle boşanmaya karar verilen bir davada Yargıtay ailenin müdahalesine sessiz kalmanın ortak hayatı temelinden sarsacak derecede geçimsizlik oluşturduğunu belirtmiştir.

Eşe Hakaret Etme (Yargıtay 2. HD – K.2018/8793):

Tarafların karşılıklı hakaret ettiği, davacı erkeğin eşine ve ailesine hakaret ettiği ve evin kilidini değiştirdiği bir davada Yargıtay davacı erkeğin ağır kusurlu olduğuna karar vermişti.

Cinsel İlişkiye Girememe (Yargıtay 2. HD – K.2001/6274):

Tarafların cinsel organları normal yapıda olmasına rağmen psikolojik sebeple uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramadıkları bir davada Yargıtay evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve davacıdan evlilik birliğini devam ettirmesinin beklenemeyeceğini belirtmiştir.

Kumar Oynamak (Yargıtay 2. HD – K.2005/17838):

Davalının birlik görevlerini yerine getirmediği ve sürekli kumar oynadığı bir davada Yargıtay davalının kusurlu olduğunu, davalının boşanmaya karşı çıkması halinde bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirtmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelden sarsılması) nedeniyle açılan boşanma davaları hakkında merak edilen diğer soruları sizin için yanıtladık.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle çekişmeli boşanma nedir?

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle çekişmeli boşanma, TMK m. 166/1-2 uyarınca taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda davacının davalının kusurlu davranışlarını ispatlamak suretiyle açılan boşanma davası türüdür. 

Bu dava türünde hakim tarafların kusurluluğunu belirledikten sonra boşanma kararı verebilir. Davacı, davalından daha az kusurlu veya eşit kusurlu olması ve davalının az da olsa kusurlu olduğunu ispatlaması gerekmektedir.

Şiddetli geçimsizliğin belirtileri nelerdir?

Şiddetli geçimsizliğin belirtileri arasında fiziksel ve psikolojik şiddet, eşlere karşı hakaret, ailevi görevlerin ihmal edilmesi, güven sarsıcı davranışlar, bağımsız konut sağlanmaması ve ailenin müdahalesine sessiz kalınması gibi belirtiler yer almaktadır. 

Ancak bu belirtilerin tek başına boşanma sebebi olması yeterli değildir. Hakim, bu davranışların evlilik birliğini temelinden sarıp sarmaması ve ortak hayatı çekilmez hale getirip getirmediğini değerlendirmek zorundadır. Her davada belirtiler ve ağırlık derecesi değişebilmektedir.

Kusurlu olan eş şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açabilir mi?

Evet, kusurlu eş şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açabilmektedir. Ancak boşanma kararı alabilmesi için koşullar değişmektedir. 

Tam kusurlu eş dava açabileceği hükme rağmen boşanma davası reddedilir. Ağır kusurlu eş ise davalının az da olsa kusurlu olduğunu ispatlaması gerekir. 

Ayrıca anlaşmalı boşanmada kusurlu eş de boşanma davası açabilir ve boşanma kararı alabilir.

Şiddetli geçimsizlik boşanma kaç celse sürer?

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası ortalama 3 ile 10 celse arasında görülmektedir. 

Ancak davanın karmaşıklığı, tanık sayısı ve tarafların iş birliğine göre bu sayı değişebilmektedir. Her celsenin aralığı genellikle 2-4 hafta olup ön inceleme, tahkikat ve son duruşma aşamalarında celselerin yapılması gerekmektedir. 

Toplam dava süresi celselerin sayısından ziyade mahkemenin iş yükü ve tarafların davranışlarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Yazar

1997’den bu yana, her davaya değil belirli alanlara odaklanarak derinleşmeyi ve her müvekkilimizle birebir ilgilenmeyi benimsedik. Kalabalık bir ekip yerine, dosyaları bizzat takip etmeyi tercih ediyoruz.

Yorum yapın